Güzel çocuğum,
Hep başka bir yere yetişmeye çalıştığım için, asıl varmak istediğim yerin neresi olduğunu göremeden geçtim yolları. Bundandır, o yollarda seni de görmeyip, üzerinden geçmem.
Tane tane konuşmanı, benim dilimin ayarındaki sorularını duydum. Elinin nasıl işler olduğunu, titizlikle nasıl çalıştığını gördüm. Seni bugün özlemişim, gel sarılayım dedikten sonraki sıcak nefesini tenime de işledim.
Ben her şeyi gördüm, biliyorum.
Sinirliyken seni nasıl hırpaladığımı, senin öfke nöbetlerinde seni nasıl korkuttuğumu da biliyorum. Ve çok saçma, tüm bunların seni, ömrün boyunca bırakmayacağını da.
Ağlayınca geçer sandığım her şey üzerime yapıştı, gitmiyor, geçmiyor.
Gülüşüne mi sakladın beni? Ben bulamıyorum kendimi.
‘Çok yorgunum’ dediğim ne kadar an varsa, şu an hepsinden daha yorgunum. Ben çiçek büyütemem ki insan büyüteyim!
Lohusa bunalımına bile 4 yıl sonra girdim!
Seni yine karnıma alsam geçer belki... birlikte oluruz her an. Böylece endişe duymam soluğundan. Canından haberim olur. Kim bilir gün içinde neye ağlıyor, gülüyorsun. Yaşadıkların seni mutlu ediyor mu? Karnın doyuyor mu? Üşümüyor, terlemiyorsun değil mi?
Ben yürüdüğün ilk günü bile göremedim. Bu yüzden yolda yürürken seni itip, sarsmalarım. İlk lokmanı hangi kaşıkla verdik, ne yemiştin, bilmiyorum.
‘Anne’ olmak için yeterli sıfatlara sahip miyim sence? Buna ‘insan’ desek de olmaz mıydı?
Güzel çocuğum,
İnsan olan, insan sever.
Sevgimin sınırı yok. Bu yüzden ayarsızım. Bu yüzden hırçınım. Bu yüzden bahanelerim çok.
Kendi doğrumu buldum ben. Çok küçüktüm o zaman, doğrunun ne olduğunu bilemeyecek kadar. Sonra zaten nasıl büyüdüm anlamadım, senin kahkahalarını duyana kadar.
Çok güzel gülüyorsun çocuk. Yarın da yaşıyım, duyayım bu sesi diyorum. Sonra bi daha, bi daha yarın. Eksilme hayatımdan çocuk. Ben seninle tam oluyorum. Nefesin bana ışık veriyor, yolumu görüyorum. Hatırlat bana kendini, kendimi. Ne olduğumu göreyim. Göreyim ki geçtiğim yollarda birlikte yürüyelim, sıkıca tutayım elinden.
Sen gül çocuk.
İnsanlığımın, anne evrimindeki boyutu beni korkutuyor. Adıma anne denmesi kadar korkunç başka bir şey gelmiyor aklıma. Didar tek başına yeterli. İşte o zaman parktaki fıskiyenin altında birlikte ıslanabiliriz. Havuza atlarken koşabiliriz. Salıncakta sen beni sallayabilirsin.
Çocuk, ben seni çok özlüyorum. Doyamıyorum sana. Birbirimize yeteceğimiz zamanlara... sabırla...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder