Nasıl ki Sagopa'nın Kolera'sı, Şivan'ın Gülistan'ı var.
Müzik de hayat gibi eş'le güzel.
Hem iş hem ev eşim, seninleyim.
Mohsen Namjoo-Zolf bar bad made
28 Kasım 2016 Pazartesi
19 Kasım 2016 Cumartesi
bana bir masal anlat baba
Merhaba İstanbul,
Uzun zaman oldu sana yazmayalı. Elim hep gitti kaleme ancak, gelmedi ikinci cümle. Yazamadım.
Bugün donuktu Ankara. Donuk suratlar, donuk binalar, donuk hayatlar...
Dünden ve önceki günden de bir farkı yoktu anlayacağın.
Seni gördüm rüyamda. O çok eğlendiğim, gülerken gözlerimin parladığı semtindeydim.
Sabah evden çıkarken bugün ne yaparım kaygısı olmazdı. Seninle yapacak bi şeyler muhakkak vardı. Akbil bitsin diye gezdiğim banliyö trenler bilir.
Sırf Karaköy vapurunun tostu daha güzel oluyor diye, Beşiktaş'a tramvayla gittiğimi nasıl unutursun.
Boğaziçi'ne gitmek için hep saçma bir bahanem vardı. "Dilan yarın toplantı karşıda, sabah geçmek zor oluyo, aksamdan gelsem, olur mu, dersin yok di mi" kendine yer yapan ama kardeşi de üzmeyen abla. Dur canım külahım şurda ona anlat :)
Tuna ve Serdar için zulada kalmış, etkisini yitirmiş esprilerimi anlatmam lazım. 5 yaşındaki bir çocuğun saçı nasıl kesilmez öğretmem lazım. Fatih pazarindan 5liraya aldığın karton ayakkabı eve gelince parçalanır, bunları öğren.
Özlüyorum. Neşemi, sevgimi, merhametimi özlüyorum. Sen de mi kaldı?
İhanet, yalan, hırs burada çünkü.
Sabah evden çıkarken "vapura yetişmeliyim" endişesi, yerini "bugün ihanet olmasın" korkusuna bıraktı.
Tek korkumun "ya iett mobili yanlış yüklediysem" olmasını isterdim.
Buradan erzurumdaki akrabalarina seslenen dügün.tv misali; tüm yanımda olmayanlara sesleniyorum: olduğunuz yerde kalın.
Uzun zaman oldu sana yazmayalı. Elim hep gitti kaleme ancak, gelmedi ikinci cümle. Yazamadım.
Bugün donuktu Ankara. Donuk suratlar, donuk binalar, donuk hayatlar...
Dünden ve önceki günden de bir farkı yoktu anlayacağın.
Seni gördüm rüyamda. O çok eğlendiğim, gülerken gözlerimin parladığı semtindeydim.
Sabah evden çıkarken bugün ne yaparım kaygısı olmazdı. Seninle yapacak bi şeyler muhakkak vardı. Akbil bitsin diye gezdiğim banliyö trenler bilir.
Sırf Karaköy vapurunun tostu daha güzel oluyor diye, Beşiktaş'a tramvayla gittiğimi nasıl unutursun.
Boğaziçi'ne gitmek için hep saçma bir bahanem vardı. "Dilan yarın toplantı karşıda, sabah geçmek zor oluyo, aksamdan gelsem, olur mu, dersin yok di mi" kendine yer yapan ama kardeşi de üzmeyen abla. Dur canım külahım şurda ona anlat :)
Tuna ve Serdar için zulada kalmış, etkisini yitirmiş esprilerimi anlatmam lazım. 5 yaşındaki bir çocuğun saçı nasıl kesilmez öğretmem lazım. Fatih pazarindan 5liraya aldığın karton ayakkabı eve gelince parçalanır, bunları öğren.
Özlüyorum. Neşemi, sevgimi, merhametimi özlüyorum. Sen de mi kaldı?
İhanet, yalan, hırs burada çünkü.
Sabah evden çıkarken "vapura yetişmeliyim" endişesi, yerini "bugün ihanet olmasın" korkusuna bıraktı.
Tek korkumun "ya iett mobili yanlış yüklediysem" olmasını isterdim.
Buradan erzurumdaki akrabalarina seslenen dügün.tv misali; tüm yanımda olmayanlara sesleniyorum: olduğunuz yerde kalın.
4 Ekim 2016 Salı
karınca
Bir gun karinca ekip yemeklerini yuklenmis, cukurlarina donuyormus. Cok calismislar o gun, hatta bir onceki gun ve hatta gectigimiz tum gunlerde.
Ellerindeki ekmegi eve ulastirmak ve ailece yemek icin acele ediyorlarmis. Iclerinden biri daha fazla acele etmis. Oyle ki, ekmek kirintilarinin etrafa sacildigini fark etmemis. Onun icin eve ulasmak ve sicak yuvasinda sevdikleriyle olmak her seyden onemliymis, ekmek kirintilarindan bile.
Sonra yanindaki daha sisman karinca seslenmis, hey, sen, yavasla, tum kirintilari etrafa saciyorsun. Boyle gidersen tependeki tum ekmek ucup gidecek. Hizli olmanin faydasi yok. Dinlememis onu, devam etmis yoluna. Sonucta buyuk parca tepesinde, kirintilari toplamak vakit kaybi olur. Hem belki bu kirinti ekmekler diger tembel karincalara fayda saglar.
Eve yaklastiginda sisman karincayi hatirlamis, soylediklerinin ne kadar gereksiz oldugunu fark etmis.
O evde ve ekmek tepesinde, kirintidan kime ne.
7 Mart 2016 Pazartesi
Emekçi Kadın
Kadın olduğumuz için sevdiler bizi.
Kadın olduğumuz için doğurduk.
Sonra kadın olduğumuz için öldük, öldürüldük.
Geçmiş, kadınları öldürmeye, yakmaya devam ediyor.
Vajinası olduğu için yok olmaya hak gördüğünüz kadınlar, bugün bir kez daha ölüyor.
Kadın olduğumuz için doğurduk.
Sonra kadın olduğumuz için öldük, öldürüldük.
Geçmiş, kadınları öldürmeye, yakmaya devam ediyor.
Vajinası olduğu için yok olmaya hak gördüğünüz kadınlar, bugün bir kez daha ölüyor.
19 Şubat 2016 Cuma
hamile kadın için ilk alışveriş
Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz an, “yeni” hayatın düzenine
ayak uydurmak isteyeceksiniz.
O çok güzel düşük bel kot pantolonlar, stiletto form
ayakkabılar zamanla yerini bol elbiseler ve anatomik terliklere bırakacak. Çeşitli
görsellerde karşımıza çıkan minik bir tulum ve eli karnında anne durumuna
yaklaşık 20. haftalarda geçtiğim için, bebek alışverişi benim için 2.planda
kaldı.
İlk alışverişim “hamile kadın şapkası”.
Çeşitli doktor-hastane serüvenlerimin ardından, çok sevdiğim
bir yakınımın tavsiyesi ile Dr. Kemal Göl ile tanıştım. Boynundaki o altın
kolyesi, kolundaki deri bileklikleri ile beni şaşırtmıştı. “Zengin kadın doğum
doktorlarının” aksine spor giyimli, mütevazi, güler yüzlü bir adamdı. İlk muayeneme
de TEKBAŞıma gitmem sebebiyle ben de onu şaşırtmıştım muhtemelen. Eşimin yurtdışı
ve türlü iş yoğunlukları sebebiyle, bebeğimizle tanışması da 12.haftalara denk
gelmişti.
Kemal Bey’ in tüm muayeneler boyunca söylediği 2 şey vardı:
1.
Günde en az 3 litre su iç.
2.
Gebeliğin yaz dönemine denk geldi. Şapka tak,
güneş koruyucu krem sür.
Ben bu 2 kalemi harfiyen uyguladım. 3 litreyi kimi zaman 6
litre yaptım. Ama Kemal hoca ne dediyse yaptım. Ve kendime bu şapkayı aldım. İşe her ne kadar araçla gidiyor, kafama zerre güneş geçmiyor
da olsa ben yine de bu şapkayla evden çıkıyordum.
17 Şubat 2016 Çarşamba
giriş-gelişme-sonuç
Tüm edebiyat derslerinde olduğu gibi, hayat da giriş-gelişme-sonuç biçimi üzerinden yolunu bulur.
Sağlam giriş yaptığıma inandığım yeni soy isimli hayatım, çekirdek aile olmak adına türlü hesaplara karışmamla eğlenceli bir hâl aldı. Bu girişimin 40. haftasında emzirerek beslediğim oğluma merhaba dedim.
Eşimin 'çok güzel bir yazı, hangi kitaptan alıntı?' dediği ne varsa burada yazmak istedim. Tek parça satılan single albümlere özendim, uzatmaya hiç gerek yok.
Dilerim, bu ilk ve son yazı olmaz. Bir blogger faciasını daha kaldırmaz bu sanal dünya.
İsmimin yanında adı geçen herkese teşekkür ederim. (bir kitabın önsözü kadar açık.)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


